Kürdistan Ulusal Kurtuluş Mücadelesine Adanmışlık…

Mezrabotan

Bu yazıda TKDP kurucularından Ömer Turhan’ın siyasi portresini sizlere sunuyoruz.

Türkiye Kürdistanı Demokrat Partisi (TKDP) ve Ömer Turhan: Kürt Siyasal Hareketinin Kurumsallaşma Süreci ve İdeolojik Dönüşümü

Türkiye’nin modern siyasi tarihinde 1960 sonrası dönem, toplumsal muhalefetin ve etnik temelli hareketlerin yeraltı örgütlenmesinden kitlesel ve partili bir yapıya geçişindeki en kritik evrelerden birini teşkil etmektedir. Bu sürecin merkezinde yer alan Türkiye Kürdistanı Demokrat Partisi (TKDP), sadece bir siyasi organizasyon değil, aynı zamanda 1938 sonrası sessizliğe gömülen bir hareketin yeniden uyanışını simgeleyen bir kurumsal kimliktir. Bu hareketin kurucu kadroları içerisinde, özellikle entelektüel derinliği, bürokratik tecrübesi ve teşkilatçı kimliğiyle öne çıkan Ömer Turhan (kod adıyla Bendê Welat), hareketin ideolojik olgunlaşmasında ve bölgesel ağların tesisi aşamasında hayati bir misyon icra etmiştir. 1965 yılında Diyarbakır’da atılan temeller, Kürt siyasetinde “sınıf” eksenli tartışmalardan “ulusal” eksenli bir kimlik inşasına geçişin de habercisi olmuştur.

Tarihsel Arkaplan: 1938’den 1960’a Sessizlik ve Arayış

Cumhuriyet yönetiminin 1938 Dersim müdahalesiyle birlikte, 1924’ten itibaren kesintisiz devam eden Kürt isyanlarını bastırması ve bu hareketlerin örgütlü yapılarını tasfiye etmesi, bölgede uzun sürecek bir sessizlik dönemine yol açmıştır. Bu dönemde Kürtçülük hareketi, fiziksel imhadan kurtulmak ve yeni bir kadro hareketi başlatmak amacıyla strateji değişikliğine gitmiş, silahsız mücadele yöntemlerini benimsemiştir. Ancak 1950’li yılların sonuna gelindiğinde, küresel ölçekte esen özgürlük rüzgarları ve Türkiye’deki demokratikleşme sancıları, bu sessizliği bozacak yeni bir aydın kuşağını sahneye çıkarmıştır.

1959-1974 yılları arası, literatürde Kürt etno-bölgesel hareketinin “çıkış aşaması” (Phase A) olarak tanımlanmaktadır. Bu evrede, özellikle 1959 yılında yaşanan “49’lar Olayı” gibi gelişmeler, Kürt entelektüellerinin devletle olan ilişkisini radikal bir biçimde sorgulamasına neden olmuştur. Irak’ta Molla Mustafa Barzani liderliğindeki KDP’nin (Kürdistan Demokrat Partisi) elde ettiği başarılar ve 1958 Irak Devrimi sonrası Barzani’nin sürgünden dönerek otonomi mücadelesi başlatması, Türkiye’deki Kürt aydınları üzerinde derin bir “model etkisi” yaratmıştır.

Tarihsel Dönemeç

Hareketin Niteliği

Temel Strateji

1938 – 1958

Tasfiye ve Sessizlik

Fiziksel varlığı koruma, kültürel muhafazakârlık

1958 – 1965

Bilinçlenme ve Örgütlenme

Barzani etkisi, illegal hücrelerin tesisi

1965 – 1971

Kurumsallaşma (TKDP)

Parti programı, diplomasi ve hukuki mücadele

1971 – 1980

İdeolojik Ayrışma

Marksizm-Leninizm etkisi ve fraksiyonel bölünme

Ömer Turhan’ın Hayatı ve Sosyopolitik Kimliği

Ömer Turhan, Kürt siyasi tarihindeki pek çok öncü isim gibi, hem geleneksel toplumsal bağlara sahip hem de modern devlet bürokrasisini tanıyan “hibrit” bir figürdür. Siirt’in Eruh ilçesinde doğan Turhan, bölgenin en saygın ve köklü ailelerinden biri olan, “Mala Axê” (Ağa Ailesi) olarak bilinen sülaleye mensuptur. Bu ailevi arka plan, ona bölgedeki aşiret yapıları, dini otoriteler ve yerel eşraf üzerinde doğal bir otorite ve güvenilirlik alanı sağlamıştır.

Bürokratik Tecrübe ve İdeolojik Olgunlaşma

Ömer Turhan’ın kariyeri, onun sadece bir eylemci değil, aynı zamanda devletin işleyişine vakıf bir stratejist olduğunu göstermektedir. Sasun ve Diyarbakır gibi siyasi açıdan hassas bölgelerde Özel İdare ve Tahrirat Katipliği gibi görevlerde bulunması, ona devlet aygıtının yereldeki pratiğini gözlemleme fırsatı vermiştir. Bu bürokratik kimlik, Turhan’ın siyasi faaliyetlerini yürütürken son derece tedbirli, planlı ve rasyonel bir metodoloji izlemesine zemin hazırlamıştır. Çevresinde “okuyan, düşünen ve olayları soğukkanlılıkla değerlendiren” bir şahsiyet olarak tanınan Turhan, kararlılığı ve azmiyle kurucu kadro içerisinde entelektüel bir ağırlık noktası oluşturmuştur.

“Bendê Welat” ve Adanmışlık

Siyasi faaliyetlerinde kullandığı “Bendê Welat” (Vatanın Bendesi/Kölesi) kod adı, onun ideolojik angajmanının sınırlarını çizer. Turhan için siyaset, sadece bir hak arayışı değil, aynı zamanda tarihsel bir borcun ödenmesi ve bir halkın onurunun iadesi meselesidir. Bu adanmışlık, onun partinin en riskli görevlerini üstlenmesine ve 1968 yılında başlayacak olan ağır yargılama süreçlerinde geri adım atmamasına neden olacaktır.

TKDP’nin Kuruluşu: 11 Temmuz 1965 Gazi Köşkü Yemini

TKDP’nin resmi kuruluşu, sembolik ve operasyonel açıdan Kürt siyasi tarihinin en önemli anlarından biridir. 11 Temmuz 1965 tarihinde Diyarbakır’daki Gazi Köşkü’nün bahçesinde bir araya gelen beş kurucu üye, bir yemin metni etrafında birleşerek partiyi resmen hayata geçirmişlerdir. Bu kuruluş, o dönemde Türkiye’deki Kürt nüfusunun siyasi bir temsil makamına duyduğu acil ihtiyacın bir sonucudur.

Kurucu Kadro ve Bileşenleri

Partinin çekirdek kadrosu, farklı sınıfsal ve profesyonel kökenlerden gelen ancak ulusal demokratik haklar paydasında buluşan isimlerden oluşmaktaydı:

1.Said Elçi: Hareketin en dinamik ve teşkilatçı isimlerinden biridir. Faik Bucak sonrası liderliği üstlenmiş, hareketin kitlelere yayılmasında büyük rol oynamıştır.

2.Ömer Turhan (Bendê Welat): Siirt ve Diyarbakır hattındaki örgütlenmenin mimarıdır. Partininstratejik planlamasında ve tüzük hazırlığında etkin görev almıştır.

3.Şakir Epözdemir: Hareketin ideolojik metinlerinin hazırlanmasında ve Barzani hareketiyle kurulan köprülerde kilit bir isimdir.

4. Durnas: Güvenlik hassasiyetleri nedeniyle isminin gizli kalmasını tercih eden, tüzüğün hazırlanmasında teknik destek sağlayan kurucu üyedir.

5.Şerafettin Elçi

6.Derveşe Sado “Derviş Akgül”

5.Faik Bucak: 40. Gününde Diyarbakır’a gelerek partiye katıldı. Partinin ilk genel başkanıdır. Eski bir hakim ve avukat olan Bucak, partinin legal ve prestijli yüzünü temsil ediyordu. 1966 yılında bir suikast sonucu hayatını kaybetmesi, hareket için telafisi güç bir kayıp olmuştur.

Partinin kuruluş kararı alındıktan sonra, Irak ve Suriye KDP’lerinin tüzük ve programları getirilmiş; bu metinler Arapçadan Türkçeye çevrilerek Türkiye’nin sosyopolitik şartlarına uyarlanmıştır. Bu çeviri ve uyarlama süreci, TKDP’nin ideolojik olarak Barzani çizgisindeki “muhafazakâr-milliyetçi” karaktere sahip olduğunun, ancak Türkiye’nin iç dinamiklerini de gözettiğinin kanıtıdır.

İdeolojik Çerçeve ve Barzani Etkisi

TKDP, başlangıç aşamasında Irak KDP’si ile organik bir bağ kurmaya çalışsa da, Molla Mustafa Barzani’nin o dönemdeki reel politik yaklaşımları bu ilişkiyi mesafeli kılmıştır. 1966 yılında Faik Bucak, Barzani’ye partinin kurulduğunu bildiren bir mektup göndermiş, ancak Barzani o günkü şartlarda Türkiye ile olan ilişkilerini bozmamak adına bu mektuba resmi bir yanıt vermemiştir. Buna rağmen, TKDP kadroları ve özellikle Ömer Turhan, Güney Kürdistan’daki hareketi “ulusal bir liderlik” olarak kabul etmiş ve imkanları dahilinde bu harekete lojistik ve manevi destek sağlamayı görev bilmişlerdir.

TİP ve “Doğulular” Grubuyla İlişkiler

1960’lı yıllarda Türkiye İşçi Partisi (TİP), pek çok Kürt aydını için yegane legal sığınak konumundaydı. TİP içindeki “Doğulular” grubu, Kürt meselesini sınıfsal bir perspektifle dile getirirken, TKDP daha çok “ulusal demokratik haklar” ve “etnik kimlik” üzerinden bir siyaset kurguluyordu. Ömer Turhan, bu iki akım arasındaki geçişkenliği ve etkileşimi analiz ederken, TKDP’nin Kürt gençleri üzerinde yarattığı milliyetçi bilincin, daha sonra Marksist-Leninist bir form kazanarak 1969’da Devrimci Doğu Kültür Ocakları’nın (DDKO) kurulmasına giden yolu hazırladığını ifade eder.

Adalet ve Yargı Kıskacı: 1968 Antalya Davası

TKDP’nin gizli örgütlenme çalışmaları, devletin istihbarat ağları tarafından yakındanizlenmekteydi. 20 Ocak 1968 tarihinde gerçekleştirilen geniş çaplı operasyonlarla, Ömer Turhan dahil partinin tüm üst düzey kadrosu tutuklanmıştır. Bu süreç, siyasi literatüre “Antalya Davası” olarak geçmiştir.

Yargılanan Kadrolar ve Suçlamalar

Dava, 11’i tutuklu olmak üzere toplam 16 sanıklı bir yapıya sahipti. Suçlamaların odağında, “Türkiye topraklarının bir kısmını devlet idaresinden ayırmak amacıyla gizli cemiyet kurmak” yer alıyordu.

Sanık

Tutukluluk Durumu

Partideki Görevi

Said Elçi

Tutuklu

Genel Başkan

Ömer Turhan

Tutuklu

Kurucu Üye / Merkez Komitesi

Şakir Epözdemir

Tutuklu

Kurucu Üye

Derviş Akgül

Tutuklu

Merkez Komitesi

Feqi Hüseyin Sağnıç

Tutuksuz

Merkez Komitesi (Seçilmiş Üye)

Antalya Davası, sadece bir yargılama süreci değil, aynı zamanda TKDP kadrolarının Dr. Şıvan (Sait Kırmızıtoprak) ve ekibiyle ilk kez doğrudan temas kurduğu bir platform olmuştur. Bu temas, hareketin gelecekteki ideolojik bölünmelerinin de tohumlarını atmıştır.

Savunma Stratejisi ve Şevket Epözdemir’in Rolü

Ömer Turhan’ın mahkeme önündeki duruşu, onun entelektüel derinliğini ve davasına olan sadakatini kanıtlamıştır. Turhan’ın savunması, Tatvan Şehidi olarak bilinen Avukat Şevket Epözdemir tarafından edebi ve hukuki bir şaheser olarak tanzim edilmiştir. Turhan, savunmasında Kürt halkının tarihsel varlığını, dilini ve kültürel haklarını evrensel hukuk normları çerçevesinde dile getirmiş; “gerçeklere ve realiteye inandığı için” inancında en ufak bir tereddüt hasıl olmadığını beyan etmiştir.

Dr. Şıvan Krizi ve İdeolojik Kırılma

1968-1974 yılları arası, Kürt hareketinde ideolojik dogmatizmin ve hizipleşmelerin zirve yaptığı “manevra aşaması” (Phase B) olarak kabul edilir. Antalya Davası sonrası, partinin geleneksel muhafazakâr yapısı ile Dr. Şıvan’ın temsil ettiği daha radikal, devrimci ve Marksist etkili çizgi arasında onarılmaz bir çatlak oluşmuştur.

Program Tartışmaları ve İhanet Algısı

Dr. Şıvan, TKDP’nin programını hem Kürtçe hem de Türkçe olarak yeniden kaleme almış ve Haziran kongresinde bu metnin kabul edilmesini sağlamıştır. Dr. Şıvan’ın şehir-kır ayırımı gözetmeksizin hareketi dağlara taşıma isteği, 68 kuşağının radikal rüzgarlarından beslenen bir anlayıştı ve geleneksel Kürt siyaset sınıfının feodal-bölgeci özelliklerini sert bir dille eleştiriyordu. Bu iç çatışma, hareketin enerjisini içe döndürmesine neden olmuş; 1970’lerin başında Said Elçi ve Dr. Şıvan’ın Kuzey Irak’ta birbirlerini suçladıkları trajik olaylar zinciriyle sonuçlanmıştır. Bu olaylar, TKDP’nin ilk kurucu kuşağının etkisini kırmış ve liderliğin Mehmet Ali Dinler ve Mustafa Fisli gibi daha genç ve radikal isimlere geçmesine neden olmuştur.

Ömer Turhan’ın Etkileri ve Siyasi Mirası

Ömer Turhan’ın Kürt siyasetindeki etkisi, sadece kurduğu partinin ömrüyle sınırlı değildir. O, “Mala Axê” ailesinden gelen yerel otoritesini ulusal bir dava uğruna dönüştürebilen nadir figürlerdendir.

Sosyolojik Etki: Ağa Ailesinden Devrimci Kadroya

Turhan’ın yaşamı, Kürt toplumundaki sınıfsal dönüşümün de bir özeti gibidir. Geleneksel bir “Ağa” ailesine mensup olmasına rağmen, bürokraside kazandığı modern vizyonu halkının hakları için kullanmış, feodal bağları devrimci bir örgütlenme için araçsallaştırmıştır. Bu durum, Kürt hareketinin sadece köylü veya yoksul kesimlerin değil, aynı zamanda eğitimli yerel seçkinlerin de desteğini aldığının bir kanıtıdır.

Modern Savunuculuk ve Süreklilik

Bugün uluslararası platformlarda yürütülen “Save the Kurds Act” gibi kampanyalar ve Kürt haklarına dair küresel düzeydeki dilekçeler, aslında Ömer Turhan ve arkadaşlarının 1960’larda başlattığı “sesini duyurma” mücadelesinin modern formlarıdır. Ömer Turhan’ın 1965’te Gazi Köşkü bahçesinde yaktığı meşale, 12 Mart ve 12 Eylül darbelerinin ağır baskılarına rağmen sönmemiş; farklı isimler ve yapılar altında (PDK-Bakur vb.) günümüze kadar taşınmıştır.

Kürtçü Solun Teşekkülünde TKDP’nin Rolü

Araştırmacı Ömer Turan’ın doktora tezinde vurguladığı üzere, TKDP başlangıçta muhafazakâr görünse de, Kürtçü solun öncü kadroları için bir “okul” vazifesi görmüştür. TİP içindeki Kürt aydınlarının Türk solundan ayrışarak kendi müstakil örgütlerini kurma süreci, TKDP’nin yarattığı milliyetçi bilincin bir sonucudur.

1. DDKO’nun Doğuşu: TKDP’nin milliyetçi vurgusu, Marksist gençlerle birleşerek Devrimci Doğu Kültür Ocakları’nı doğurmuştur.

2. Laisizm ve Modernizm: Ömer Turhan gibi isimlerin bürokratik arka planı, hareketin din ekseninden uzaklaşarak daha seküler ve ulusal bir karaktere bürünmesini sağlamıştır.

3. Diplomatik Girişimler: TKDP, Barzani hareketi üzerinden Kürt meselesini ilk kez uluslararası bir diplomasi alanı olarak kurgulamaya çalışmıştır.

Güncel Yankılar ve Workspace Verileri Üzerinden Bir Okuma

Ömer Turhan ve TKDP’nin mücadelesi, günümüzde sadece tarih kitaplarında değil, dijital aktivizm alanlarında da yaşamaktadır. Change.org gibi platformlar üzerinden yürütülen ve Kürt haklarını, Rojava’daki insani durumu veya adaletsiz yargılamaları konu alan kampanyalar, Turhan kuşağının başlattığı adalet arayışının bir devamıdır. Bu durum, Ömer Turhan’ın 1968 Antalya Davası’nda savunduğu “hukukun üstünlüğü ve halkların eşitliği” ilkesinin toplumsal bellekteki kalıcılığını göstermektedir.

Modern Kampanya / Konu

Tarihsel Bağlantı

Temel Talep

Save the Kurds Act

TKDP’nin Barzani ile diagramı

Kürtlerin uluslararası korunması

Cezaevleri ve Hak İhlalleri

1968 Antalya Davası Süreci

Adil yargılanma ve insani şartlar

Etnik Kimlik ve Dil Hakları

1965 Parti Programı

Kürtçenin kamusal alanda tanınması

Sonuç: Tarihsel Bir Aktör Olarak Ömer Turhan

Ömer Turhan, Kürt siyasal hareketinin en zorlu ve en belirsiz dönemlerinde sorumluluk almış, “Mala Axê” ailesinin bir ferdi olarak sahip olduğu tüm imkanları halkının geleceği için feda etmiş bir şahsiyettir. 11 Temmuz 1965’te Diyarbakır’da atılan temeller, bugün bölgedeki siyasi dinamiklerin kökenini anlamak için hayati önemdedir. Turhan’ın bürokratik ciddiyeti ile devrimci adanmışlığı arasındaki o ince çizgi, TKDP’nin tarihsel başarısının ve etkisinin de sırrıdır. Partinin yaşadığı ideolojik kırılmalar, tutuklamalar ve iç çatışmalar, aslında bir halkın “millet” olma sürecinde yaşadığı sancılardan başka bir şey değildir. Ömer Turhan (Bendê Welat) ve yoldaşları; Faik Bucak, Said Elçi ve Şakir Epözdemir, Türkiye’nin demokratikleşme tarihinde silinmez birer imza bırakmışlardır. Onların mücadelesi, bugün hala akademik araştırmalara konu olmaya, dijital aktivizm alanlarında yankılanmaya ve toplumsal adalet arayışlarına ışık tutmaya devam etmektedir.

Ömer Turhan’ın mirası, sadece bir siyasi partinin tüzüğünde değil, aynı zamanda “okuyan, düşünen ve değerlendiren” bir kuşağın kararlılığında yaşamaktadır. Eruh’un köklü aile yapısından Diyarbakır’ın siyasi kulislerine, Antalya’nın rutubetli cezaevi koğuşlarından modern tarihin tozlu sayfalarına uzanan bu hikaye, Kürt siyasetinin profesyonelleşme ve kurumsallaşma yolundaki ilk ve en önemli adımlarından biri olarak kalacaktır.

Alıntılanan çalışmalar

1. e Kurdish Ethnoregional Movement in Turkey: From Class to Nation ( – ), https://www.kurdolojiakademi.net/wp-content/uploads/2021/12/Turkiyede-Kurt-Etno-Bolgesel-Hareketi.pdf 2. 1 – TÜRKİYE KÜRDİSTAN DEMOKRAT PARTİSİ’NİN KURULUŞU

PDK-XOYBUN, http://www.pdk-xoybun.com/modules/Content/print.php?pid=657 3.

TÜRKİYE’DE KÜRTÇÜ SOL 1968-1984 – İstanbul Üniversitesi, https://nek.istanbul.edu.tr/ekos/TEZ/ET002589.pdf 4. YAKIN TARİHİMİZDE Dr.ŞIVAN VE SAİD

ELÇİ OLAYI – PDK-XOYBUN, http://www.xoybun.com/modules/Content/print.php?pid=175 5.

PDK – Bakur 50 yaşında | Rudaw.net, https://www.rudaw.net/turkish/kurdistan/1107201511 6.

BÛYERA KUŞTINA – Seîd ELÇÎ û Dr. ŞIVAN – KURDSHOP, https://kurdshop.net/content/upload/1/root/pirtuk-kustina-seid-elci-u-dr-sivan.pdf 7. Sesini daha da yükselt, 8. Save The Kurds Act, 9.

“KUTSALIN DOKUNULMAZLIĞI: KIRKLAR TÜRBESİ ANLATILARI” by Altuğ Ortakcı,

Paylaş
Yorum yazın*

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir